Seneca Ahlak Mektupları 10. Mektup

 

10. Mektup

Yok, fikir değiştirmiş değilim. Sen kalabalıktan kaçın, azlıktan kaçın, bir kişiden bile kaçın! Senin ilişki kurmanı isteyebileceğim bir tanıdığım yok ki! Bak senin için şöyle düşünüyorum: Şimdi seni kendine emanet etmeye cesaret ediyorum. Anlattıklarına göre, Crates -şu bir önceki mektubumda sözünü ettiğim, ünlü Stilbon'un dinleyicisi Crates-, bir delikanlıyı ıssız bir yerde dolaşırken görünce, “Orada tek başına ne yapıyorsun?” diye sormuş. O da, “Kendi kendimle konuşuyorum,” diye yanıtlamış. Bunun üzerine Crates, “Sakın ha! Çok dikkat et, rica ederim, kötü bir insanla konuşuyorsun," demiş. Bir insanı kederliyken, kuşkuluyken, yalnızlığını kötüye kullanmasın diye koruruz hep. Tek başına bırakılabilecek hiçbir akılsız yoktur yeryüzünde! Bırakıldılar mı kötü planlar kurarlar; kendilerine, başkalarına kuyular kazarlar, kötü isteklerini seferber ederler. Ruhları, işte o zaman ya korku ya da utanç duygusuyla gizlediği bir yanlarını açığa çıkarır, cüretlerini biler, şehvetlerini azdırır, öfkelerini kamçılar. Sonunda, hiç kimseye bir sır vermemek, jurnalciden korkmamak gibi, yalnızlığın o tek iyi yanı da budala için kalkar ortadan: Budala, kendi kendini ele verir. 


O halde senden 56 ne umuyorum, ama asıl kendime ne söz verdim, dikkat et buna -kesin olmayan bir iyi'ye umut denir çünkü-, kendi kendinle olmanı yeğ tutabileceğim bir başka kişiyi bulamıyorum. Nasıl da büyük bir cesaretle söylediğin o çok güçlü sözleri anımsıyorum. Kendimi kutlamıştım hemen ve demiştim ki: “Bu kelimeler onun ağzından, dudaklarından dökülmüyor; bu sözlerin temeli var, bu adam sıradan, halktan biri değil, kurtuluşa doğru çevirmiş yönünü!” İşte böyle konuş, böyle yaşa. Dikkat et de, hiçbir olay seni yere sermesin. Eskiden tanrılara yönelttiğin dileklerin için onlara şükranlarını sun, yeni dilekler de ekle bunlara; olgun, sağlıklı bir ruh dile, sonra beden sağlığı dile. Bu türden dilekleri neden sık sık dilemiyorsun tanrılardan? Tanrı'dan cesaretle iste bunları: Ondan elinde olmayan bir dilekte bulunacak değilsin ki!


Her zaman yaptığım gibi, mektubu bir küçük armağanla birlikte gönderiyorum. Athenodorus'ta bulduğum şu söz, doğru bir söz: “Ulu Tanrı'dan, herkesin önünde isteyebileceğin bir dilekten başka hiçbir şey dilemeyecek kadar olgunlaştığın zaman, işte ancak o zaman bütün aşırı isteklerinden kurtulduğuna inanabilirsin."


Bak şimdi sen şu insanların çılgınlığına; tanrılara yüz kızartıcı dilekler fısıldıyorlar; ama biri kulak kabarttı mı susuyorlar ve insanların bilmesini istemedikleri bir şeyi Tanrı'ya anlatıyorlar. Bak bakalım, şöyle bir öğüt faydalı mı değil mi: "İnsanlarla, Tanrı seni görüyormuş gibi konuş."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kalbin Secdesi

Enflasyon Nedir?

Aklın Üzerindeki Sessiz Tehdit