"AHUY" BİR KELİMENİN GURBETİ
"AHUY" BİR KELİMENİN GURBETİ Dostluk ve Makamın İnce Çizgisi Memuriyetin ilk yılları, insanın hem dünyayı hem de o dünyadaki yerini gereğinden fazla ciddiye aldığı telaşlı zamanlardır. Ahmet ile Savaş da o yıllarda tanıştılar. Aynı masalara dirsek çürüttüler, aynı sınav notlarına eğildiler, aynı belirsiz hayallerle şehir değiştirdiler. Akşamları ucuz lokantalarda bölüşülen ekmekler, sabaha kadar süren demli sohbetler, geleceğe dair yarı şaka yarı ciddi planlar… Zamanla birbirlerine isimleriyle değil, tek bir kelimeyle seslenmeye başladılar: “Ahuy” (Kardeş). Bu kelime, aralarında kurulmuş görünmez bir köprüydü; sorgulamadan anlaşmanın, yarım cümleyle tamamlanmanın gizli diliydi. Bir akşam, kurs çıkışı sağanak bir yağmur bastırmış, bir dükkânın saçak altına sığınmışlardı. Savaş, sırılsıklam olmuş ceketini silkelerken gülerek sormuştu: —Ahuy… Biz ne olacağız sence? Ahmet omuz silkip cevap vermişti: —Bilmiyorum… Ama bugün olduğumuz gibi kalırsak, o bize yeter. Savaş büyük bir k...