Gönül
Gönül kelimesi, üç ayrı dudakta üç ayrı iklime bürünür. Biri kırgınlığın gölgesinde üşür, biri özlemin ateşinde kavrulur, biri rüzgâra bırakılmış bir yaprak gibi teslim olur. Kelime aynıdır; ama herkesin gönlünden başka bir nehir geçer. Zihin hesap yapar, ihtimalleri tartar, sebepler arar. Kalp ise başka türlü çalışır. Bazen tek bir bakış, zihnin saatlerce kurduğu bütün hesapları bozar. İşte adına gönül dediğimiz yer tam burada başlar. Bir sesin tonundaki küçük değişiklik günümüzü değiştirir. Bir mesajın gelmemesi uzun bir bekleyiş başlatır. Yıllar önce söylenmiş bir cümle, hiç beklemediğimiz bir anda geri döner. Çünkü gönül, zamanı bizim gibi yaşamaz. Bir koku bizi çocukluğa götürür, eski bir şarkı yıllardır görmediğimiz bir yüzü masanın karşısına oturtur. Bazı şeyleri akıl unutabilir. Gönül unutmaz. Gönül yalnızca sevginin değil, kırgınlığın da evidir. İnsan bazen sözün kendisinden değil, bıraktığı izden incinir. Bazen yapılanı değil, yapılmasını beklediğini taşır iç...