GÖRGÜ KURALLARI



İslâm;  doğumdan  ölüme  kadar hayatın ne şekilde  yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç ve dış dünyamızın ne şekilde bir  yapıya  kavuşturulacağını  tespit  etmiştir. Madden ve mânen sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile  ve  sağlıklı  bir  toplumun  yolu   İslâmın emrettiği  hayat tarzını    yaşamak ile mümkün olabilecektir. 


Her hayrın başı Besmeledir ! 


Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir.      Sevgili Peygamberimiz: "Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denilmezse o işte hayır olmaz" buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez bir kaç misal verelim:


    "Yemek yemeğe, abdest almaya  ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir. 

    . Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur. 

    . Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır. 

      Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız. 

    . Kat'i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kâfir olur. 

    . Kapıları açıp kapatırken, mutfaktaki yemek kaplarının kapaklarını açarken, yemek yaparken,

      ocak yakarken, mutfağa girerken besmele çekmek sünnettir. 

    . Süt, su, çay, ilaç içmeye başlarken besmele çekilir. 

    . Sakalı tamamen keserken besmele çekmek câiz değildir. 

    ***


     SELAM  VERME  ADABI:


      Müslümanlar birbirleri ile karşılaşınca selamlaşır ve tokalaşır. Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farzdır.


     1. İslam'ın emrettiği selamı unutma.

     2. Tanıdığın veya tanımadığın Müslümanlarla karşılaştığın zaman selam vermeyi ihmal etme 

         (Esselamü Aleyküm). 

     3. Selam verme şekli şöyle: 

         a) Binek üzerinde olan yürüyene,

         b) Yürüyen oturana,

         c) Az kişiler çok kişilere,

         d) Küçükler büyüklere selam verirler.

     4. Verilen selama onun misliyle veya ondan daha güzel bir şekilde cevap ver. 

     5. Konuşmadan önce selam ver. Peygamberimiz bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: 


     "Kim  selamdan  önce  konuşmaya  başlarsa  ona  cevap  vermeyin"

    


     KONUŞMA  ADABI


     Şahsımıza karşı vazifelerimizden biri de dilimizi terbiye ve islah etmektir. İnsan iyi ve kötü bir çok 

     şeyi dilinden bulur. Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır. 

     İnsanları cehenneme sürükleyip götüren de dilleridir.


     01. Söylediği sözün nereye varacağını, düşünmek. 

     02. Dünya ve ahiret için faydası  olmayan  sözleri  söylememek. 

     03. Sözleriyle  kimsenin  gönlünü  kırmamak. 

     04. Musibet  ve  felaket  getireceğinden korktuğu  şeyi  söylememek. 

     05. Konuşurken başkasının sözünü kesmemek. 

     06. Bir insanı över veya yererken aşırı gitmemek. 

     07. Büyüklerin yanında yüksek sesle  konuşmamak. 

     08. Boşboğazlık, gevezelik etmemek. 

     09. Söylerken ağzını eğip  büzmemek, avurt çatlatmamak, ustalık, bilgiçlik satmamak. 

     10. Konuşurken karşısındakini  hiçe  sayarak ukalalık yapmamak, onun sözlerinde ayıp ve kusur 

           aramamak. 

11. Dilini la'nete, küfüre ve kaba konuşmaya alıştırmamak. 

     12. Kendisine verilmiş bir sırrı başkasına  söylememek.      . 

     13. Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek. 

     14. Yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan  sakınmak. 

     15. Başkalarıyla  alay  etmemek, kimseye  kötü  bir  ad  takmamak.

    *** 


     GÜZEL  SÖZLER  ADABI


     Söz  söylerken güzel söylemek, kabalık yapmamak, karşısındakilerin halini gözetmek, dokunacak 

     sözlerden ve tasavvurlardan sakınmak Müslüman'ın vazifesidir. 

     Kur'an-ı Kerim yedi çeşit insanın peşinden gitmeyi ve onları dinlemeyi yasak etmiştir. 


     1- Doğruya ve yalana çok yemin eden. 

     2- Fikir ve düşüncesi düşük olan.

     3- Şuna buna söven, la'net eden, daima kusur ve ayıp araştıran. 

     4- Bir yerde konuşulan şeyleri başkalarına taşıyan. 

     5- Cimri ve son derece sıkı olan ve insanları iyilikten çeviren. 

     6- Hakkı tanımayan ve mütecaviz olan.

     7- Günaha dadanan, şerefsiz ve soysuz olan.

     ***


     EVE  GİRİŞ  ÇIKIŞ  ADABI


      1. Kapının  sağında  veya  solunda  durmak.

     2. Kapıya 3 defa vurmak, izin verilir ise, içeriye girmek, izin  verilmez  ise  geri  dönmek. 

     3. Eve girince ve çıkarken  "Esselamü Aleyküm" diyerek  selam  vermek. 

     4. Evden çıkınca "Bismillahi tevekkeltü al-Allah la havle vela guvvete  illabillah" demek.

     *** 


     YEMEK  YEME  ADABI


     01. Sofra  hazırlanırken  yardımcı  olmak. 

     02. Yemekten  önce  ve  sonra  elleri  yıkamak.

     03. Büyükleri sofraya oturmadan sofraya oturmamak.

     04. Besmele çekip, Allah'a vermiş olduğu nimetler için şükür etmek.

     05. Yemeğe önce yaşça veya mevkice büyük olan kişinin başlaması uygundur

     06. Sağ eliyle yemek.

     07. Lokmayı  ağza  göre  almak  ve  iyice  çiğnedikten  sonra  yutmak.

     08. Lokmayı  yutmadıkça  ikinci  lokmaya  el  uzatmamak.

     09. Önündeki  yemeği  soğutmak  için, yemeğin  içine  üflememek.

     10. Başkalarını  tiksindirecek, iğrendirecek  harekette  bulunmamak  ve söylememek. 

     11. Ağızda  yemek  varken  konuşmamak, gülmemek.

     12. Başkasının  lokmasına  ve  yediğine  bakmamak. 

     13. Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına götürürken başını tabağa doğru uzatmamak. 

     14. Yemek  seçmemeye  özen  göstermek.

     15. Yemeği aynı kaptan yerken, tabağın ortasından değil, kendi  önünden  yemek. 

     16. Lokmasını  ve  aldığı  yemeği  bitirmek. 

     17. Tabaklarda  artık, sofrada  kırıntı  bırakmamak.

     18. Toplu yemek yenirken herkes  yeyip bitirmedikçe sofradan kalkmamak.

     19. Yemek  bitince  "Elhamdülillah"  demek.

     20. Yemeği  yapana  teşekkür  etmek.

     21. Sofra  kaldırırken  yardımcı  olmak.

     22. Yemek  sonrası  elleri  yıkamak, dişleri  fırçalamak.

     23. Sokaklarda  yemek  yememek  ve  içmemek.

     24. Gezinerek  yemek  yememek.

     25. Helalinden, temiz  yemek  ve  Allah'a  şükretmek.

     26. Acıkmadan  yemek  yememek.


      Bir hadis-i şerifte:

     "Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin, 

      içeceği zaman da sağ eli ile içsin. 

      Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer."  buyurulmuştur. 

     ***


     SUYU  İÇME  ADABI


     1. Besmele çekmek. 

     2. Suyu  bardaktan  (veya tasdan)  içmek.

     3. Suyu  oturarak  içmek.    4. Bardağı  sağ el  ile  ağıza  götürmek.

     5. Bardağın  içine  nefes  vermemek.

     6. Suyu  üç  yudumda  içmek  sonunda  Elhamdülillah  demek; su  içmenin adaplarındandır. 

 


    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:

"Suyu çocuğun memeyi emmesi gibi için. 

    Depodan doldurur gibi içmeyin.

    Ondan ciğer hastalıkları zuhur eder."

     ***


     TUVALET  ADABI


     1. Tuvalete girmeden önce Eüzü Besmele çekmek.

     2. Sol ayak ile girmek.

     3. İhtiyacı  ayakta  değil, oturarak  gidermek.

     4. Tuvalette  konuşmamak, bir  şeyler  yememek, oyalanmamak.

     5. Tuvaletten  çıkmadan  temizlik  kontrolü  yapmak  (elleri yıkamak).

     6. Sağ  ayak  ile  çıkmak.

      7. Çıkınca "Gufraneke" demek, adaptandır.

     *** 


     YATMA  ADABI


     1. Yatmadan  önce  elleri  yıkamak.

     2. Dişleri  fırçalamak.

     3. Kıyafetlerle değil, pijamalarla yatmaya özen göstermek.

     4. Giysilere  sağdan  giymeye  başlamak.

     5. Besmele  çekip  sağ  tarafa  doğru  dönüp  yatmak.

     6. Yatmadan  önce  dua  etmek, adaptandır.

     ***


     GÖZ   KULAK  GİBİ  AZALARIN  TERBİYESİ


     Müslüman'a başkalarının kanı, ırzı, namusu, malı haramdır. Kendisinin olmayan herhangi bir şeye 

     kötü gözle bakmamak, kendi canı, namusu, malı nasıl mukaddes ise, başkalarınınkini de aynı 

     şekilde kabul etmeli, kendini tamamen haramdan ve kendisine ait olmayan her şeyden çekmek 

     İslâm'ın emridir.

     ***


      TOPLANTILARDA  ADAB 


     Kur'an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir mecliste nasıl davranılacağını 

     bildirmiştir. 


     01. Bir toplantıya herkesi iğrendirecek elbise ile, fena kokularla gitmemek, 

     02. Mecliste daima güler yüzlü olup, ekşi suratlı ve geveze olmamak, 

     03. İleri geçip oturmamak, hakkı olmadıkça ileriye geçmemek, 

     04. Kendisinden yaşça ve bilgice yüksek olanlara hürmet etmek, 

     05. Anası, babası veya hocasına daha çok hürmetli olmak, 

     06. Oturanlara sıkıntı verecek hallerden sakınmak, 

     07. İki kişi arasına oturmak lazım gelirse, onların iznini istemek, 

     08. Sonradan gelene yer göstermek, 

     09. Kendisinden büyük olanların yanında ayak ayak üstüne koymamak, 

     10. Ev sahibinin, misafiri uğurlaması, 

     11. Kalabalık içinde iki kişi arasında gizli konuşulmaması, 

     12. Esnememek, mecbur olursa eli ile ağzını kapamak, 

     13. Öksürme veya geğirme ile çevreyi rahatsız etmemek, tiksindirmemek, 

     14. Meclis ve toplantılarda  edebe riayet etmek.

     ***


     KOMŞULARIMIZA  KARŞI  VAZİFELERİMİZ


     Aile ve akrabamızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır.


Komşularımıza  olan  vazifelerimizin  başlıcaları  şunlardır:


     1. Komşulara el ve dil ile eziyet etmekten kaçınmalıdır. Evde gürültü yapmak, dökülen çöplerle 

         komşuları zor durumda bırakmak, vb. Müslümanlıkla bağdaşmaz. "Peygamberimiz: "Allah'a ve 

         âhiret gününe İman  eden  komşusuna  eziyet  etmesin  buyurmuştur. (Sahihi Buhari)


     2. Komşusunu çaresizlik içinde gören kimse, onun yardımına koşmalıdır. Cenabı Hak bir ayeti 

         kerimede komşuya iyilik edilmesini tavsiye etmektedir. (Nisa Suresi: 36)


     3. Komşunun  evini,  kendisinin  bulunmadığı  zamanlarda  korumak,


     4. Komşuları zaman zaman ziyaret etmek, hastalandıklarında kendileriyle yakından ilgilenmek,


     Komşu hakkının önemini Peygamber Efendimiz şu hadisi şeriflerinden daha iyi anlamaktayız: 

     "Cebrail, bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden, 

     komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim. (Sahihi Buhari)


     Komşumuz Müslüman olmasa bile onlarla iyi geçinmek (örnek olmak), eziyet etmekten

     sakınmak, iyi davranışlar içinde bulunmalıyız.

     ***


     MİSAFİRLERE  KARŞI  VAZİFELERİMİZ


     Misafirleri güzel bir şekilde ağırlamak, Müslümanlığın emirlerindendir.

     Peygamber Efendimiz, kendisini ziyarete gelenlere elinde bulunan yiyeceklerden bol bol yedirir,

     hatta ev halkıyla birlikte geceyi aç olarak geçirdiği zamanlar da olurdu. Bir hadisi şeriflerinde şöyle 

     buyurulmakta: "Allah'a ve Kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin (Sahihi Buhari)


     Atalarımız kahramanlığı ve dürüstlüğü yanında, misafirperverliği de, sahip olduğu eşsiz 

     üstünlüklerindendir. Bugün yurdumuzun birçok Köylerinde, misafirler için ayrılmış özel yerler vardır.


     Misafirlerimize  karşı  olan  vazifelerimizden  başlıcalar  şunlardır:


     1. Misafirleri güler yüz ve tatlı dille karşılamak, 

     2. Yediğimiz içtiğimiz şeylerin en iyisini onlara sunmak,

     3. Misafirlerin üzerine fazla düşüp onları sıkmamak,

     4. Misafirlerin yanında çocukları ve hizmetçileri azarlamamak,

     5. Topluluklarda dikkat ettiğimiz önemli noktalara, misafirlerin yanında da dikkat etmek.

     ***


     ZİYARETLERİN  ADABI


     Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, aradaki sevgi, saygı ve dayanışmayı kuvvetlendirir.

     Zaman zaman akraba, yaşlı ve hasta kimseler ziyaret edilmek  suretiyle gönülleri alınmalıdır.

     Ancak ziyaretlerin, usulüne uygun olarak yapılması gerekir.


     Ziyaretlerle ilgili edepleri  şöyle sıralayabiliriz:


     1. Ziyaretlerin vakti iyi seçilmelidir. Uyku, yemek ve iş zamanlarında ziyarete gidilmemelidir.

     2. Ziyaretlere giderken, temiz ve düzgün elbiseler giyilmelidir.

     3. Ziyaret edilen evin kapısı çalınmalı, ev sahibi izin verdikten sonra içeri girilmelidir.

     4. Ziyaret sırasında güler yüz gösterilmelidir.

     5. Ziyaretine gidilen evde bulunanların, sevinçleri ve kederleri paylaşılmalıdır.

     6. Ev sahibinin  işi varsa, ziyareti uzatmadan müsaade isteyerek ayrılmalıdır.

     7. Ziyaret edilen kimsenin yaş, akrabalık veya hastalık gibi durumları göz önünde bulundurularak, konuşma şeklinde dikkat edilmelidir.

     8. Özellikle yaşlılar ile hastalar, sık sık ziyaret edilmelerini beklerler.

         Bu bakımdan bu kimselerin ziyaretleri diğerlerine göre daha fazla yapılmalıdır.


 


ÇOCUKLARIMIZA NEZAKETİ VE GÖRGÜYÜ ÖĞRETMEK :



"lütfen", "teşekkür ederim", "efendim, buyurun", "çok iyi görünüyorsunuz"

O kadar titizlik göstermenize rağmen, oğlunuz hala yemek yerken kaşığı düzgün tutmuyor, ağzını şapırdatıyor, teşekkür etmeyi unutuyor, telefonu açtığında kaba bir sesle "alo" demekle yetiniyor.... 


Yukarıda saydığımız tutumların gelişmesinde yaptığımız en belirgin hata meseleyi olumsuz yönden ele almaktır. Olaylara bakış açımızı olumsuzdan olumluya çevirmek üç türlü fayda getirir:


1. Çocuğun, bizim isteklerimize karşı meydana gelebilecek muhtemel direnci zayıflar ya da tamamen ortadan kalkar. 


2. Samimiyetle öğretmek istediğimiz davranışları ve kuralları daha kolay ve zevkle öğrenir.


3. Zamanla olumlu tavır, "hayata olumlu bakış" tercihi olarak kalıcı bir özellik olarak yerleşir ki hayat boyu ihtiyaç duyulacak bir özelliktir. 


Çocukları yaptıkları hatalardan dolayı uyarmak gerekiyorsa bunu geciktirmemek de fayda vardır. Ancak, anne-babalar bekleyip, sabırları kalmadığında da "geçen gün de kardeşine vurmuştun... Selma teyzenlere gittiğimizde de yemekte sorun çıkarmıştın.." gibi suçlayıcı tavırlarla çocuklarını herkesin veya arkadaşlarının gözü önünde uyarmaya, hatalarını düzeltmeye çalışırlar. Geçmişte yaşananlar geçmişte kalmalı, bunlar ikide birde çocuğun yüzüne vurulmamalıdır. Bu tavırlar çocukta kesinlikle saygı uyandırmaz.


Bunun yerine kötü bir olayın olmasını beklemek yerine, baş başa ve sakinken görgü kurallarını öğretmeye çalışın. Yapması gerekenleri ailenizin sevecen ve affedici ortamında öğretin.


Kazanılması gereken davranışlar konusunda çocuğun ilk modeli ailedir. Öncelikle siz kibarlık konusunda örnek olun. Kendilerine kibar davranılan çocuklar, nezaket kurallarını öğrenmede daha başarılı olurlar. 


Diğer insanlara nasıl teşekkür ediyorsanız, çocuğunuza da öyle teşekkür edin; diğer insanlarla konuşurken ses tonunuza nasıl dikkat ediyorsanız, çocuğunuzla konuşurken de aynı özeni gösterin; çevrenizdeki insanlara yaptıkları hatalardan dolayı nasıl hakaret etmiyorsanız, çocuğunuza da hakaret etmeyin; arkadaşlarınızın kalbini kırmamak konusunda gösterdiğiniz hassasiyeti çocuğunuzun kalbini kırmamak konusunda da gösterin.. Hasılı çocuk eğitimin en temel, altın kuralını uygulayın, onlara "ASİL İNSAN MUAMELESİ" yapın.


Aile için yemeklerde de sofra düzenine ve görgü kurallarına riayet edin. Bunu ihmal ederseniz öğrettiğiniz kurallar çok çabuk unutulacaktır. Eğer biz kuralları unutacak olursak çocuğumuzdan bize hatırlatmasını isteyelim. Yanlışımızı düzelttiğinde de teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Uyulması gereken toplumsal nezaket kurallarını öğretirseniz, "yemek yerken uyulması gereken kurallar", "insanlarla karşılaştığımız zaman uyulması gereken kurallar" gibi, çocuklar bunları nerede ve nasıl kullanacaklarını bilirler.



Çocuklar öğrettiklerinizi uygulamaya geçirdiklerinde onları hemen övün. Övgüyle çok daha kolay öğrenirler. "Telefonu açtığında -Efendim,buyurun- demen çok güzel bir davranıştı", "Kaşığını ne kadar kibar tutuyorsun, ben de öyle yapacağım" gibi övgüler yalnızca beklentinizi açıklamakla kalmaz, bu davranışını sürdürmesi için onu cesaretlendirir. Önemli olan övgüyü çocuk üzerine değil davranış üzerine yapmaktır "Ne kadar kibarsın" demek yerine "Ahmet amcanla ne kadar kibarca konuştun" demek gerekir.


Hata yaptığında, kibarlık alıştırması yapın. Yemeğini eliyle yediğini yada çorba kasesini tepesine dikerek içtiği zaman "Yemeğini kaşık ve çatalınla yemeyi unuttuğuna çok üzüldüm. Hadi şimdi seninle kaşığı ağzımıza götürme alıştırması yapalım ve bunu yaparken "kaşıkla yemeği seviyorum" diyelim". Bundan öyle rahatsız olacaktır ki aynı hatayı bir daha yapmayacaktırJ


Hataları düzeltmek için zaman ayırın, provalar yapın. Telefon görüşmelerinde nasıl davranacağı, neler söyleyeceği ile ilgili denemeler yapın. Hatta söyleyeceklerini bir kağıda yazıp telefonun yanına yapıştırabilirsiniz. Eve gelen konuklarınızı nasıl karşılaması gerektiğini, büyükleriyle nasıl konuşacağı, arkadaşlarına nasıl davranacağı gibi konularda uygulamalar yapın. Örneğin kendi evinizi arayarak bu becerileri öğrenip öğrenmediğini test edin. Siz misafir o ev sahibi olsun ve sizi gerektiği gibi ağırlasın. Ve bunları uyguladığında da onu "doğru övgü" ile ödüllendirin. 


Kaba ve hatalı davranışları yüzünden kızmayın ve bu kızgınlıkla hatalarını başkalarının önünde ASLA söylemeyin, düzeltmeye çalışmayın. Bu şekilde kibar davranışları edinmesini sağlayamazsınız, tam aksi davranışları sergilemesini sağlar, sizden doğru davranışları öğrenmesini de kesinlikle ve kendi elinizle engellersiniz. 


Çocuğunuzu bir başkasıyla kıyaslamayın. "Niçin arkadaşın Selim gibi değilsin?" demek arkadaşını kıskanmasına ve kötü duygular beslenmesine yol açtığı gibi, doğru davranışları da öğrenmesini engeller.


Çocuklarınızın hataları ve davranışları hakkında söylenmeyin. Bunun yerine kibarca kuralları hatırlatın. İyi niyetinizi onu kırarak veya kızdırarak gösteremezsiniz



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kalbin Secdesi

Aklın Üzerindeki Sessiz Tehdit

Kendi Gökkuşağını Yaratma Cesareti