Seneca Ahlak Mektupları 59. Mektup

59. Mektup Seneca

Bize, "Örnek insan, aklı başında, temiz ahlaklı” diyen birini bulduk mu hemen kabul ederiz bu nitelikleri; öyle ufak tefek övgülerle de yetinmeyiz. Dalkavukluk, utanmadan ne yüklerse yüklesin üstümüze, ki bunları söylemeye borçluymuşuz gibi kabul ederiz; pek mükemmel, pek bilge olduğumuzu tasdik edenlerle de düşüncede oluruz hemen. Oysa onların çok kez yalan söylediğini de biliriz. Kendimize karşı öylesine hoşgörümüz vardır ki, özellikle karşıtını yapmakta olduğumuz her konuda övülmeyi isteriz. Ünlü bir kişi bir yandan işkenceler yaptırırken ona "pek merhametli denir; yağmalar düzenlerken eli pek açık; içki, safahat âlemleri yaparken de pek dengeli der herkes. Bundan şu sonuç çıkar ki, kendimizi pek mükemmel saydığımız için değişmek istemeyiz. 


İskender, Hindistan'da dolanıp dururken, komşularının bile pek tanımadığı kabileleri yere serdikten sonra bir kenti kuşatmaya niyetlenmiş ve en zayıf yönlerini bulmak için surların etrafında dolanıyormuş. Bir ok saplanmış bacağına. Ama o, uzun zaman at üstünde kalmış yine de, başladığı işi bitirmeye çalışmış. Daha sonra bacağından akan kan kesilmiş, kuruyan yaranın acısı artmış, atın üstünden sarkan bacağı yavaş yavaş duygusuzlaşmış, bu yüzden attan inmek zorunda kalmış. “Herkes,” demiş, "istediği kadar, benim İuppiter’In oğlu olduğuma yemin etsin dursun bakalım, ama şu yara benim bir insan olduğumu haykırıyor."


***

Şimdi bilge olmadığını nasıl anlayacaksın? Anlatayım bunu sana. Gerçek bilge denen o kişi:

Neşe doludur, 

Güler yüzlü, 

Sakindir, 

Hiçbir şeyden sarsılmaz. 

Tanrılarla başa baş yaşar. 

Şimdi yokla bakalım kendini: Hiç kederli olduğun oldu mu? Hiçbir umut, ruhunu geleceğin bekleyişi ile tedirgin etti mi? Geceler gündüzler boyunca, yücelmiş ruhunun tutumu aynı kaldı mı? Kendinden hep memnun oldun mu? İşte o zaman insan mutluluğunun doruğuna çıkmışsın demektir. Ama her yerde zevki, her türlü zevki arar durursan, bil ki sevinçten yoksun olduğun kadar bilgelikten de yoksunsundur. 203

*

O halde bilgeliğin belirtisi sürekli, eşit bir sevinçtir diye düşün. Bilgenin ruhu da ayın yüzeyi gibidir, orada her şey her zaman sakindir. Bilgelik hiçbir zaman sevinçsiz olmuyorsa, bilge olmak için bir neden daha var demektir: Bu sevinç de yalnız erdemlerin bilincinden doğar. Güçlü, adil, ılımlı kişiden başka hiçbir kimse sevinç duyamaz. "Demek ki," diyorsun, “akılsızlar ve kötüler hiç sevinç duyamaz öyle mi? ”Bir av bulmuş aslanınkinden daha büyük bir sevinç değildir onlarınki. Şaraptan, şehvetten yoruldukları zaman, gece onları sefahat içinde yere serdiği zaman, küçücük bedenlerin alabileceğinden fazla, üst üste yığılan zevkler arınmaya başladığı zaman, işte o zaman Vergilius'un ünlü dizesini yüksek sesle okur o zavallılar: 

“Nasılda anlamsız sevinçler içinde geçirdik o son gecemizi, bilirsin."

204

Sefahate düşkün olanlar, her gecelerini anlamsız sevinçler içinde, sanki bu son geceleriymiş gibi geçirirler. Tanrılarla, tanrılara eş olanlarla birlikte olan o sevinç kesintili değildir. Dinmek bilmez. Bir başkasından alsaydı sevincini, dinerdi bu. Bir başkasının armağanı olmadığı için, başkasının isteğine de bağlı değildir. Kader, vermediğini geri alamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kalbin Secdesi

Enflasyon Nedir?

Aklın Üzerindeki Sessiz Tehdit