Seneca Ahlak Mektupları 11. Mektup

 

11. Mektup

Soylu bir yaradılışı olan dostun konuştu benimle. Ne güçlü bir ruhu var, ne zeki bir insan! Daha şimdiden ne kadar ilerlemiş felsefede. İlk konuşmamızda ortaya koydu hepsini. İleride vereceği zevkin ilk meyvelerini tattırdı bize. 57 Hazırlıklı değildi çünkü konuşması, ummadığı bir anda yakalanmıştı. Kendini toparladıkça, bir gençte iyi bir belirti olan utanmayı, sıkılganlığı zar zor atabildi üstünden. İçinden yükselip gelen bir kızarmışlık kaplıyordu yüzünü. Bu kızarmışlık, sanırım güç kazandığı, bütün kusurlarından kurtulduğu, bilge olduğu zaman bile onun peşini bırakmayacak. Çünkü hiçbir bilgelik, bedenin ve ruhun doğal kusurlarından kurtulmasına neden olamaz. Doğuştan getirdiğimiz, bizimle birlikte doğan nitelikler sanatla yumuşar ama büsbütün kaybolmaz. Çok dayanıklı ve güçlü olsalar da, halkın önüne çıktılar mı, kimi insanlardan bir ter boşanır; tıpkı yorgun, sıcak basmış insanlarda olduğu gibi. Kimisinin söze başlayacakken dizleri titrer, kimisinin dişleri çarpar birbirine, dilleri dolanır, dudakları büzülür. Bu kusurlar ne öğrenimle ne de alıştırmalarla kaybolur. Doğa, gücünü gösterir burada ve en sağlıklı insanlara bile bu kusur aracılığıyla kendi gücünü anımsatır.


Bu kusurlar arasındadır yüz kızarması da, biliyorum; çok ağırbaşlı erkeklerde bile ansızın gelir bu ateş, kanları daha sıcak, alnının derisi ince olan gençlerde daha çok görülür, ama yaşını başını almış kimselerin, yaşlıların da kızarır yüzleri. Kızarıyorlar diye, sanki böylece bütün utanma duygularını da üstlerinden atmışlar gibi, kimi insanlardan daha çok korkmamız gerekmez. Sulla kan tepesine çıktığı zaman çok sert olurdu; Pompeius'un yüzü kadar yumuşak yüz yoktur, kalabalık önünde kızarmadığı olmazdı hiç, özellikle Halk Kurultayı önünde. Senatoya tanık olarak geldiği anımsarım ve bu sıkılganlık zaman Fabianus'un kızardığını ona olağanüstü yakışırdı. Bu sıkılganlık, bir zihinsel güçsüzlükten ileri gelmez; ama yeni bir olay alışkın olmayanları sarsmasa da, bu eğilimi kolaylaştıran bedenlerinin doğal 58 yapısı etkiler onları. Çünkü nasıl ki kimi kişiler ağırkanlıysa, kimileri de heyecanlı, değişken yaradılışlıdırlar, kanları çabuk vurur yüzlerine. Bu durumu, dediğim gibi, hiçbir bilgelik ortadan kaldıramaz. Eğer bütün kusurları kökünden yok etseydi bilgelik, doğayı egemenliği altına alırdı. Doğarken getirdiği koşullar ve beden yapısı neyse, ruh kendine çekidüzen vermek için uzun zaman ve çok çalışsa da, hep öyle yerli yerinde kalacaktır. Bunların hiçbirisinin ne önüne geçilebilir ne de bunlar geri döndürülebilir. Duyguları taklit eden, korku, titreme ve çırpınışı ifade eden acıyı canlandıran sahne sanatçıları, utanmayı şöyle açıklarlar: Yüzlerini yere indirirler, seslerinin tonunu alçaltırlar, gözlerini yere çakılı bırakırlar; ama yüz kızarmasını belirleyebilmek olası değildir. Yüz ne kızartılabilir ne eski durumuna getirilebilir.

Bu durumda bilgeliğin vaat edeceği bir şey yoktur, hiçbir işe yaramaz bilgelik; bu iş, başına buyruktur; istenmeden gelir, istenmeden gider.


Mektup artık son sözünü istiyor. İşte sana, faydalı, kurtarıcı bir söz; bunu senin ruhuna çakmak istiyorum: "Örnek olacak bir kişi seçmeliyiz, onu her zaman göz önünde tutmalıyız; öyle ki, o hep bizi izliyormuş gibi yaşayalım, her şeyi sanki o bize bakıyormuş gibi yapalım." Bunu Epikuros böyle salık vermiş Lucilius'um. Bize bir bekçi, bir lala sağlamış . Haksız da değil. İşleyecekleri suçlara bir tanık dikilseydi, suçluların büyük bir kısmı kalkardı ortadan. Ruhun, saygı duyacağı bir kişisi olmalı; onun otoritesi, ruhumuzun en gizli sırlarını bile yüceltmeli. Ne mutlu o insana ki, yalnız varlığı değil, düşüncesi bile bir kişiyi daha iyi yapabiliyor. Ne mutlu ona ki, bir kimseye karşı öylesine bir saygı duyabiliyor, onun anısıyla bile kendine çekidüzen verebiliyor, derlenip toparlanabiliyor. Başkasına böylesine saygı duyan kişi, çok geçmeden kendi de saygıdeğer olur.59 


O halde Cato'yu   seç; o sana çok sert görünüyorsa, ruhu daha az gergin bir insanı seç, Laelius'u demek istiyorum, yaşamını, konuşmasını ve ruhunun aynası olan yüzünü sevdiğin o kişiyi seç: O kişiyi bir koruyucu gibi, bir örnek gibi hep gözünün önünde tut. Bir kişiye gereksinme duyuyoruz demek istiyorum, huylarımızın uyuşabileceği bir kişiye. Çarpık olan şeyleri bir cetvelin olmadan asla düzeltemezsin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kalbin Secdesi

Enflasyon Nedir?

Aklın Üzerindeki Sessiz Tehdit