Bir ebeveynin en büyük başarısı, evladının parlak kariyeri midir, yoksa sağlam karakteri mi? Bu yazı, notların ve diplomaların gölgesinde unutulan "edep" kavramını, bir babanın gurur dolu gözyaşlarıyla yeniden hatırlatıyor. Zaman zaman, geriye dönüp, ellerimin hamur yoğurur gibi şekillendirmeye çalıştığı o en değerli eserimi, çocuklarımı nasıl büyüttüğümü yeniden düşünürüm. Üç çiçeğim var benim; üç kızım. Onları filizlendirirken, topraklarına özellikle dikkat ettim; yalanın yeşermeyeceği bir ortam kurmak için canla başla çabaladım. Hayatın hiçbir köşesine yalanın sızmaması gerektiğine inandım hep. Bu yüzden, ne sorularımla onları köşeye sıkıştıracak bir baskı kurdum ne de davranışlarımla bir yalanı gizlemeye mecbur bırakacak bir gölge düşürdüm üzerlerine. Bu özenli yaklaşımın meyvesini, yıllar sonra öyle bir hasatla topladım ki: Kızlarım, nadiren de olsa bir "beyaz yalan"a sığınmak zorunda kalsalar bile, genellikle o günün akşamında ya da en geç ertesi gün, vicda...
Yorumlar
Yorum Gönder