Sessizliğin Bedeli
"Bazen kötülüğü büyüten, kötülerden çok iyilerin sessizliğidir."
— Bunu neden durdurmadın? diye sorarlar. O da,
— Başta değiştirebileceğime inanıyordum, konuştum. Sonra sustum. En büyük hatam da o oldu, der.
Rivayetin asıl ağırlığı, kötülüğü yapanlarda değil; suskunluğun alışkanlığa dönüşmesindedir.
Bugün çoğumuz, iyi
insan olmanın kimseye zarar vermemekle sınırlı olduğunu düşünüyoruz. Oysa bazen
mesele, kötülük yapıp yapmamak değildir; kötülük olurken nerede durduğumuzdur.
Bir iş yerinde
haksızlığa uğrayan arkadaşımıza sessiz kalmak… Bir çocuğun aşağılanmasını görüp
başımızı çevirmek… Bir iftiraya tanık olup "Beni ilgilendirmez."
diyebilmek…
İnsan çoğu zaman
tam da böyle anlarda kendi vicdanından uzaklaşır.
Elbette her
sessizlik korkaklık değildir. Bazen susmak, öfkeyi büyütmemek için en doğru
yoldur. Bazen de doğru zamanı beklemek gerekir. Fakat sessizlik, zamanla karakterimizin
dili hâline gelirse, iyilik görünmez olmaya başlar.
Belki de kötülük,
yalnızca onu yapanların cesaretiyle değil; iyilerin rahatlığıyla da büyür.
Kendimize şu soruyu
sormaya cesaret edebilir miyiz?
Bugün sessiz
kaldığım şey, gerçekten önemsiz olduğu için mi sustum; yoksa huzurumu bozmak
istemediğim için mi?
İyilik yalnızca
temiz kalmak değildir. Gerektiğinde kirlenen dünyaya el uzatabilmektir.
Çünkü bazen
kötülük, yüksek sesle konuşarak değil; iyiliğin sessizliğinde yer bulur.
Yorumlar
Yorum Gönder