KOMŞUSUNU KAYBEDEN KENDİNİ DE KAYBEDER
Bir zamanlar sokaklar yalnızca taşlarla değil; isimlerle, yüzlerle ve hatıralarla örülürdü.
Bir kapı tokmağı, bir selam, akşamüstü edilen birkaç söz… Komşuluk hayatın doğal bir parçasıydı.
Sonra apartmanlar yükseldi. Kapılar ağırlaştı. Aynı katta yıllarca yaşayıp birbirimizin adını bilmez olduk.
Oysa komşuluk, aynı binada oturmak değildir. Birbirinin hâlinden haberdar olmaktır.
Hz. Peygamber, Cebrâil'in komşuya iyiliği sürekli tavsiye ettiğini, neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacağını düşündüğünü söyler. (Buhârî, Edeb 28)
Bugün ise bazen komşumuzun hayatından ancak bir ölüm ilanıyla haberdar oluyoruz.
Yıllarca aynı merdivenlerden inip çıkmışız. Aynı asansöre binmişiz. Belki her sabah karşılaşmışız. Ama birbirimizin hayatına hiç dokunmamışız.
Komşuluğu yalnızca kötülük etmemek sanıyoruz. Oysa bazen bir selam, bir kapı ziyareti, bir tabak yemek ya da içten bir “Bir ihtiyacınız var mı?” sorusu bile bir insanın yalnızlığını hafifletmeye yeter.
Çünkü insan yalnızca kalabalıkların içinde değil, yanı başında kimseye ulaşamadığında da yalnızlaşır.
Komşusunu kaybeden, yalnızca bir insanı değil; kendi insanlığından da bir parçayı kaybeder.
Bir kapı tokmağı, bir selam, akşamüstü edilen birkaç söz… Komşuluk hayatın doğal bir parçasıydı.
Sonra apartmanlar yükseldi. Kapılar ağırlaştı. Aynı katta yıllarca yaşayıp birbirimizin adını bilmez olduk.
Oysa komşuluk, aynı binada oturmak değildir. Birbirinin hâlinden haberdar olmaktır.
Hz. Peygamber, Cebrâil'in komşuya iyiliği sürekli tavsiye ettiğini, neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacağını düşündüğünü söyler. (Buhârî, Edeb 28)
Bugün ise bazen komşumuzun hayatından ancak bir ölüm ilanıyla haberdar oluyoruz.
Yıllarca aynı merdivenlerden inip çıkmışız. Aynı asansöre binmişiz. Belki her sabah karşılaşmışız. Ama birbirimizin hayatına hiç dokunmamışız.
Komşuluğu yalnızca kötülük etmemek sanıyoruz. Oysa bazen bir selam, bir kapı ziyareti, bir tabak yemek ya da içten bir “Bir ihtiyacınız var mı?” sorusu bile bir insanın yalnızlığını hafifletmeye yeter.
Çünkü insan yalnızca kalabalıkların içinde değil, yanı başında kimseye ulaşamadığında da yalnızlaşır.
Komşusunu kaybeden, yalnızca bir insanı değil; kendi insanlığından da bir parçayı kaybeder.
Yorumlar
Yorum Gönder